3,8 milyon yaşındaki insansının nasıl göründüğü keşfedildi


Bilinen en eski Australopithecus kalıntısı sayesinde, türün nasıl bir yüze sahip olduğu ilk kez açığa çıkarıldı. Bilim insanları 3,8 milyon yıllık, insansı benzeri hominin fosilini “insan evriminin simgelerinden biri” diye niteliyor.

John Gurche tarafından “MRD” nin yüz rekonstrüksiyonu Susan ve George Klein’ın cömert katkılarıyla mümkün oldu.
© Matt Crow, Cleveland Tabiat Tarihi Müzesi

MRD olarak bilinen yetişkin erkek, milyonlarca yıl önce Etiyopya‘nın dağlık kesiminde yaşamış Australopithecus anamensis isimli türün üyesi. Dünyanın en ünlü fosillerinden biri olan “Lucy’nin” de atası olan MRD, Lucy’le aynı bölgede 3,2 milyon yıl önce yaşadı.

Yeni çalışmaya göre iki insan türü en az 100 bin yıl boyunca bir arada yaşadı, bu daha eski olan türün yerini yeni türe bıraktığı görüşünü sorgulatıyor. MRD’denin de dahil olduğu daha eski grup, insanın evrim ağacında yer aldığı konusunda uzlaşılan türler arasında bilinen en eski türe ait.

Cleveland Doğa Tarih Müzesi’nden baş araştırmacı Yohannes Haile-Selassie, “Bu (keşif) Pliyosen Çağ dönemindeki insan evrimine dair bir ezberi bozuyor” dedi.

Neredeyse tamamen korunmuş 3,8 milyon yaşındaki kafatası bilim insanlarının daha önce hiç görülmemiş yüz özelliklerini belirlemesini sağladı (John Gurche)

Bu tür şimdiye kadar sadece Kenya ve Etiyopya’da keşfedilen ve 2,4 ila 3,9 milyon yıl önceye ait, diş ve çene parçaları sayesinde biliniyordu. Ancak, bu araştırmaya kadar bu eski insanların yüzünün nasıl göründüğü gizemini koruyordu.

Çığır açan çalışma 2016’da Etiyopya’nın Afar bölgesinde, Lucy fosilinden 55 kilometre uzakta, yerel bir çalışanın türün üst çenesini bulmasıyla başladı. Ardından kafatasının geri kalan parçaları topraktan çıkarıldı.

3.8 milyon yıllık Australopithecus anamensis’in kafatası, oldukça eksiksizdir.
© Dale Omori, Cleveland Tabiat Tarihi Müzesi

Dr. Haile-Selassie, “Kafatasının geri kalanını fark ettiğimde gözlerime inanamadım. Bu bir ‘evreka!’ anıydı ve bir hayal gerçek oldu” dedi.

Bu türe ait ilk kafatasıyla birlikte bilim insanları, artık daha önce hiç bilinmeyen yüz özelliklerini belirleyebiliyor. Lucy’le bazı ortak özellikler barındırmasının yanı sıra bazı özellikleriyse ciddi ölçüde farklı. Bunlar, Ardipithecus‘la Sahelanthropus gibi daha ilkel türlere benziyor.

Dr. Haile-Selassie, “MRD, tek bir bireyde görmeyi beklemediğim, ilkel ve türemiş, yüz ve kafatası özelliklerinin bir karışımına sahip” dedi.

Austrolopithecus anamensis, halihazırda bilinen bir türdü fakat bu, türe ait keşfedilen ilk kafatası oldu. En sonunda isminin yanına bir de yüzünü koyabiliyor olmak çok güzel.

Kafatası, daha önce birçok başka hominin kemiğinin de topraktan çıkarıldığı Etiyopya’nın Woranso-Mille bölgesinde keşfedildi. Bu bölgede şimdiye kadar 3 ila 3,8 milyon yıl yaşlarındaki Hominin’lere ait 230 örnek bulundu.

Max Planck Enstitüsü’nden Stephanie Melillo, “Şimdiye kadar, yaklaşık 6 milyon yıl yaşındaki bilinen en eski atasal insan türleriyle “Lucy” gibi 2’yle 3 milyon yıl yaşındaki türler arasında büyük bir boşluk bulunuyordu. (…) Bu keşfin en heyecan verici yönlerinden biri bu iki grup arasındaki morfolojik boşluğu birleştiriyor olması” dedi.

Kalıntıların yaşı yakınlardaki volkanik tabakaların içindeki mineraller kullanılarak belirlendi.

Bilim insanları, MRD’nin nehrin bir gölle buluştuğu deltanın yakınında yaşadığı sonucuna vardı. Bölge, dik yamaçlara ve volkanik patlamalara ev sahipliği yapan, volkanik kül ve lavlarla kaplanmış aktif bir çöküntü vadisiydi. Nehir muhtemelen Etiyopya platosundaki dağlık bölgeden buraya akıyordu.

Çalışmanın ortak yazarlarından ve Michigan Üniversitesi’nden Naomi Levin, “MRD, kurak bir bölgede bir gölün kenarında yaşadı. (…) MRD örneğinin çevresini, iklim değişikliğiyle ilişkisini ve bunun insanın evrimini nasıl etkilediğini daha iyi anlamak için bu tortul kayaçlarda daha fazla araştırma yapmak istiyoruz” dedi.

Her iki atasal türün de erkekleri yaklaşık 1,5 metre boyunda ve yaklaşık 45 kilo ağırlığındaydı. Kadınlarsa yaklaşık 1 metre boyunda ve ortalama 30 kilo ağırlığındaydı.

Bilim insanları bu araştırmanın ardından iki türün besin ve alan için rekabet edip etmediğini, nasıl etkileşime girdiğini ortaya çıkarmak istiyor.

Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden ve araştırmada yer almayan Profesör Fred Spoor, kafatası keşfini “fosil kayıtlarına harika bir katkı” diye yorumladı.

Bu kafatası insanın evrimini temsil eden ünlü simgelerden biri olmaya hazır görünüyor.

Araştırmacılar araştırma ve bulgularını iki ayrı makale şeklinde yayımladı. İlk makale kafatasının yapısını, ikincisiyse yaş tayinini ve MRD’nin içinde yaşadığı bölgenin tarifini içeriyor. İki makale bilimsel yayın Nature’da yayımlandı.

Independent Türkçe için çeviren: Umut Can Yıldız

Independent Türkçe

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s