Yapay hücre yolunda ilk adımlar

Kimyager Christine Keating önderliğindeki ekip, bir hücrenin çevresini saran hücre zarı ve hücre sıvısı olan sitoplazmayı bir hücre şeklinde bir araya getirdiler.  3.5 milyon yıl önceki hücreler, şimdiki gibi birçok farklı işlevi yerine getiren birer mini fabrika gibi değildi. Daha basit bir yapıya ve çok daha az işleve sahiptiler. Zamanla hücre yapısı gelişti ve bugünkü…

Üzgünüz: Zamanda yolculuk mümkün değil!

Tek bir fotonun ışık hızından daha hızlı gidemediğini gösteren bilim insanları, zamanda yolculuğun imkansız olduğunu kanıtladı. Bundan yaklaşık on yıl önce bilim insanları bir fotonun ışık hızını geçebileceği fikrine kapılmış ve dünyayı heyecan sarmıştı. Oysa Einstein’ın ‘trafik yasası’ ışık hızının geçilemeyeceğini ifade ediyordu. Görünen o ki, kazanan Einstein ve O’na inanan bilim insanları oldu.

Dünyanın en eski dinozor yuvası

Dinozorlara ait en eski yuva, Güney Afrika’da Golden Gate Highlands Ulusal Parkı’nda bulundu. 190 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen alanda çok sayıda kuluçka, yumurta, yavru ve Massospondylus türüne ait yetişkinlerin kemiklerine rastlandı. 4-6 metre büyüklüğe ulaşabilen Massospondylus’ların bulunan yumurtaları ise 6 cm çapa sahip.

Dünyanın En Sesli Memelisi

Bilim insanları, cadı makigiller olarak da bilinen ve devasa gözlere sahip Filipin Tarsier’inin, küçük cüssesinden beklenmeyecek kadar güçlü bir sese sahip olduğunu açıkladı. Öyle ki, insan kulağının algılamayacağı kadar yüksek bir frekansta ses çıkaran Filipin Tarsier’inin kendisine özgür bir iletişim kanalı olduğunu söylemek bile mümkün.

Yeni Kıta Amasya

ABD’DE  yapılan bir araştırma gelecekte Amerika ve Asya kıtalarının birleşerek tek bir kıta haline geleceğini öne sürdü. Yale Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada bu kıtaya ‘Amasya’ adı verildi. Nature bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Amerika kıtası ve Avrasya 50 ila 200 milyon yıl içinde birleşecek. Daha sonra Afrika ve Avustralya da bu tek büyük kıtaya katılacak.

Sanal parçacıklar nedir?

Bilindiği gibi sanal olmayan gerçek parçacıklar çözündüklerinde çevreye belirli bir miktarda kuantum enerjisi salgılarlar. Bu gerçek atom altı parçacıklarının kendisi tespit edilebildikleri gibi çözülürken yaydıkları enerjinin miktarı ve içeriği de tespit edilebilmektedir, yani bellidir. Bahsi geçen virtüel parçacıkların ise zaman-enerji relasyonları ve reel enerjileri belirsizdir.

Türkiye’nin İlk Homo erectus’u Denizli’de Bulundu

Denizli’deki travertenlerde, rastlantı sonucu bulunan kafatası örneğinin, bir erkeğe ait, 500 bin yıllık, Homo erectus fosili olduğunu belirlendi. Fosil, insanların dünyaya dağılışı konusunda önemli bilgiler vermenin yanı sıra, bilinen en eski tüberküloz (verem) vakası olarak da tıp tarihinde yerini aldı. “Dik duran insan ” anlamına gelen Homo erectus, şu an yaşayan Homo sapiens’in atasıdır.

Evrim Makinesine Az Kaldı

“Canlıda istediğim özellikleri elde etmek için hangi genlerde nasıl bir değişiklik yapmalıyım?” Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi genetikçilerinden George Church ve arkadaşlarının geliştirdikleri evrim makinesi yaygın kullanıma girdiğinde milyonlarla yıl süren doğal evrimsel gelişme yıllar hatta aylar mertebesine inebilecek. 

İnsanın Evrim Sürecinde Başarısı Dirençli Olmasından mı?

Nereden geliyoruz? Atalarımız kim? İnsan evrim sürecinde maymun soyu ile yolunu ne zaman ayırdı? İnsanoğlunu kendini sorgulamaya başladığı ilk andan itibaren yanıtını aramaya başladığı sorular bunlar… Yeni bulgu: İnsan ve şempanzenin ataları, iki tür birbirlerinden ayrıldıktan sonra da, binlerce yıl boyunca ‘gen alışverişinde bulundu’, yani çiftleşmeye devam etti.

İnsanın Kökeni (Homo Sapiens)

Günümüzde insanın kökeni hakkında çok değişik görüşler ileri sürülmektedir. Yalnız insanın bu günkü şekli ile yaratılmamış olduğu, ilk önce basit yapılı canlılarındaha sonra sırasıyla derece derece daha evrimlilerin ve sonunda da Pirimatlardan insan benzeri canlılar ve bunlardan da insanların oluştukları konusunda şüphe bırakmayacak ölçüde kesin kanıtlar mevcuttur.

Yakınsak Evrim veya Afrika Süt İçmeyi Neden Sevdi?

“Sahara altı Afrika’sında laktoz toleransı gelişimi”.  Nature Genetics Dergisi’nin 28 Aralık sayısına konu olan kusursuz bir araştırma  insan türü üzerinden yakınsak evrime dikkat çekici bir örnek sunuyor. Laktozu sindirebilme özelliği, yani laktoz toleransı bazı topluluklarca kalıtılan, bazılarınaysa aktarılmamış bir özellik olarak insan evriminin klasik örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.